Ardanuç

ARDANUÇ (Gürcüce: არტანუჯი; okunuşu: “art’anuci”), Klarceti bölgesinin yerleşmelerinden biridir. Çoruh Nehri’nin bir kolu olan Ardanuç Çayı’nın kıyısında, yer alır. Artvin kentinin güeydoğusunda yer alır ve Artvin kentine 23 kilometre uzaklıktadır.

Ardanuç, ortaçağda Gürcü hanedanı Bagrationilerin önemli merkezlerinden biri olmuştur.  Bugün Ardanuç kasabası, Artvin iline bağlı aynı adlı ilçenin merkezidir. Yerleşmenin eski adı Artanuci’dir. Osmanlı kayıtlarında Ardanuc olarak geçer. Sonradan Ardanuç biçimini almıştır.

ETİMOLOJİ
Türkçedeki Ardanuç adı Gürcüce Artanuci’den (არტანუჯი) gelir. Osmanlılar 1551 yılında Artanuci bölgesini ve Artanuci kasabasını ele geçirince, adını Ardanuc’a (اردنوج) dönüştürmüştür (1:326 vd). Ne var ki Artanuci adının kökeni bilinmemektedir. Yunan matematikçi ve coğrafyacı Ptolemaios’un İS. 2. yüzyılda İberia Krallığı kenti olarak sözünü ettiği Artanissa’nın Ardanuç olduğu sanılır (2:58). Ancak Ptolemaios’un Gürcüce Artanuci adını Yunancaya uydurup Artanissa biçiminde yazmış olma ihtimali vardır. Önceleri Ardanuc olarak yazılan bu yer adı daha sonra Türkçe Ardanuç biçiminde yazılmıştır.

TARİHÇE
Çoruh Nehri’nin bir kolu olan Ardanuç Çayı kıyısında yer alan Ardanuç, İsa’dan önce de bir yerleşim yeriydi. Temel olarak tarihsel Gürcistan toprakları üzerinde kurulmuş olan Kolheti ve İberia krallıklarının sınırları içinde yer alıyordu (3:45-48). Bununla birlikte, klasik kronolojiyle bölge tarihini aktaran kaynaklara göre, bulunduğu yer itibarıyla Ardanuç İÖ 9. yüzyıldan itibaren Urartu sınırları içindeyken, İÖ 7. yüzyılda Kimmerler ve İskitler tarafından yağmalandı (4:I.93).

Ardanuç Kalesi. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu (Gürcüce), 2018, Tiflis.

Yakın zamanlarda siyasal ve demografik kaygılarla kaleme alınmış kitap ve makalelerde, Kimmer ve İskitlerin Türk olduğu, o dönemde Tao-Klarceti’ye yerleştikleri ve günümüzde bu bölgenin nüfusunun atalarının “Kimmer Türkü” ya da “İskit Türkü” olduğu ileri sürülmüştür. Bir başka yaklaşım ise 13. yüzyılda bu bölgeye Kıpçakların yerleşmiş olduğu ve Ardanuç’un da içinde yer aldığı bölgenin “Kıpçak Türkü” nüfusuyla meskun olduğu iddia edilmektedir (5). Ne var ki benzer savlara eski yazılı kaynaklarda rastlanmamaktadır. Aksine eski Osmanlı tahrir defterlerinden Ardanuç’ta asıl olarak Gürcülerle meskûn olduğunu, az sayıda da Ermeni nüfusa sahip olduğunu anlaşılmaktadı (6). Muvahhid Zeki de 1927’de Ardanuç’un iki mahallesi (Müslüman ve Ermeni) olduğunu, ama Ermenilerin artık kasabada yaşamadığını yazmıştır (7:147).

Antik çağ yazılı kaynaklarda Ardanuç adına rastlanmaz. Ancak Yunan matematikçi ve coğrafyacı Klaudios Ptolemaios’un İS. 2. yüzyılda İberia Krallığı kenti olarak sözünü ettiği Artanissa’nın Ardanuç olduğu sanılır (8:58). Daha geç dönemde birkaç Gürcüce kaynakta, bugünkü Ardanuç’a kaynaklık eden Artanuci adına rastlanır. Kartlis Tshovreba’nın yazarlarından biri olan tarihçi Cuanşeri Ardanuç’tan “Klarceti’nin ortasında yer alan köy” olarak söz etmiştir (9:26).

Ardanuç’un eski yerleşim yeri olan Adakale. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu (Gürcüce), 2018, Tiflis.

Ardanuç’un da içinde yer aldığı Klarceti bölgesinin en eski merkezi Tuharisi’ydi. 5. yüzyılın sonlarında Klarceti prensleri (eristavi) ikametgâhını Tuharisi’den Ardanuç’a taşıdı. Gürcü tarihçi Cuanşeri’ye göre Gürcü kralı Vahtang Gorgasali Ardanuç’u gördü, burayı beğenip merkez olarak seçti ve süt kardeşi Artavazi’yi buranın prensi olarak atadı. Ondan burada bir kale inşa etmesini istedi (10). Ancak bazı kaynaklarda zaten var olan kalenin Vahtang Gorgasali tarafından ihya edildiği belirtilir.

Ardanuç Kalesi 8. yüzyılda terk edilmiş olmalı ki Gürcü kralı I. Aşot 810’larda yeniden ayağa kaldırdı. Bazı kaynaklara göre Ardanuç Kalesi Emevi halifesi II. Mervan tarafından (688-750) kuşatılmış ve tahrip edilmişti. Bundan dolayı I. Aşot hem kaleyi hem de kenti yeniden kurmuştur. Bu tarihten sonra Ardanuç Aşot’un vârislerinin merkezi oldu ve şehir konumu sayesinde hızla gelişip önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi.

Ardanuç Kalesi, içinin kuzeyden görüntüsü. Fotoğraf: Gürcü Sanatının Ortaçağı (Mine Kadiroğlu-Bülent İşler), 2010, Ankara.

Ardanuç, 9. yüzyılın sonunda I. Aşot’un büyük kardeşi Adarnase’nin vârislerine geçti ve ailenin üyeleri “Ardanuçlu” olarak anılmaya başladı. Bu unvanı alan ilk kişi de Sumbat Mampali (ö. 889) oldu. Sumbat’tan sonra Ardanuç’u Bagrat Mampali (889-909) ve Bagrat Mampali’nin oğlu Gurgen (909-923) idare ettiler. Gurgen’in oğlu olmadığı için Ardanuç kardeşi Aşot’a geçti, ama Aşot’un damadı Gurgen kentin ortak yöneticisi oldu. Damadından korkusuna Aşot Ardanuç’u Bizans imparatoruna verdi ve Bizans askerleri kaleye yerleşti. Bu olay Bagrationilerin tepkisine yol açınca Bizans imparatoru kenti Aşot’a iade etti. Fakat kısa süre sonra damadı Gurgen kaleyi ele geçirdi. 941’de Gurgen ölünce, kale Aşot’un kızı olan karısına kaldı. Fakat Bagrationiler kalenin kadına geçmesini kabul edilemez bulup Ardanuç’u Aşot’un kuzeni prensler prensi Sumbat’a (ö. 998) verdiler. Gürcü kralı III. Bagrat 1010 yılında Gürcistan kralı kaleyi vârislerinden tamamen alıp kendi egemenliğine kattı (11).

Bu tarihten sonra Ardanuç siyasi açıdan önemini kaybetti, ama önemli kentlerden biri olma özelliğini korudu. Kurucu Davit’in vakanüvisin anlatımına göre, 1080 yılında, Gürcü kralı II. Giorgi’yi mağlup eden Büyük Selçuklular kenti ele geçirip yaktılar. 13. yüzyıldan sonra Gürcü Samtshe atabeglerinin yönetiminde olan Ardanuç’u Erzurum beylerbeyi İskender Paşa 1551’de II. Kaihosro’nun elinden aldı. Böylece kale ve şehir Osmanlı yönetimine geçmiş oldu. İskender Paşa, büyük bir olasılıkla eski bir kiliseyi yıktırmış ve bu kilisenin taşlarını da kullanarak 1553’te hizmete giren İskender Paşa Camisi’ni inşa ettirmiştir. Gürcüce yazıtı olan kiliseye ait taş bugün de caminin duvarındadır.

Ardanuç, 1551 yılından sonra bir liva haline getirildi. Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı 1574 tarihli Osmanlı tahrir defterinde de Ardanuç bağımsız bir liva olarak kaydedilmiştir. Ardahan ve Oltu livaları Ardanuç livasının sınırında yer alıyordu. Ardanuç vadisi, bu livanın nahiyelerinden biri olan Ardanuç nahiyesini oluşturuyordu. Dört nahiyeyi kapsayan Ardanuç livasının diğer nahiyeleri Taoskari, İşhani ve Kamhisi nahiyeleriydi (6).

Ardanuç nahiyesi 58 köyü kapsıyordu. Sekiz köy tamamen boşalmıştı. Meskun olan köylerin içinde nüfus açısından en büyük köy Klarceti köyüydü. 1574 yılı tahririne göre Ardanuç nahiyesi 1.410 haneden oluşuyordu. 1.352 hane Hıristiyan, 58 hane Müslüman olarak kaydedilmişti. Her hanenin 5 kişiden oluştuğu kabul edilirse, Ardanuç nahiyesinde 7.050 kişinin yaşadığı ortaya çıkar. Klarceti köyünün vergi vermekle yükümlü erkek adlarına bakılınca, nahiyenin nüfusunun Gürcülerden oluştuğu anlaşılmaktadır. Az sayıdaki Ermeni nüfusu ise, Ardanuç Kalesi Rabat’ında, yani kalenin çevresindeki yerleşimde toplanmıştı ve ağırlıklı olarak ticaret ve zanaatla uğraşıyordu. 1595 tarihli Defter-i Mufassal-i Liva-i Ardanuç adlı Osmanlı tahrir defterine göre Ardanuç nahiyesinin nüfusu 924 haneye gerilemişti. Yirmi yıl içinde 486 hanenin, yani nüfusunun yaklaşık % 35’i Ardanuç nahiyesinden göç etmişti. İslam dinine geçmek istemeyen Hıristiyan Gürcülerin Gürcistan’ın iç kesimlerine göç etmiş olma ihtimali vardır. Ayrıca üç köy daha boşalmış ve boş köyün sayısı 11 çıkmıştı. Bununla birlikte yerinde kalan 924 hanenin 778’i Hıristiyan,  146’sı Müslüman olarak kaydedilmişti. 1574 yılında Ardanuç nahiyesinin toplan nüfusunun sadece % 4’ü Müslümanken, 1595’te bu oran yaklaşık % 19’a yükselmişti (6). Ardanuç livası 17. yüzyılın başında Çıldır Eyaleti’ne bağlanmıştır. Ardanuç bu eyaletin livalarından biri haline geldi (1:100 vd). Bu sırada Ardanuç’un nüfusu büyük bölümü Gürcülerden oluşuyordu. 17-18. yüzyıllarda Gürcülerin çoğunluğu Müslüman oldu. Küçük bir kısmı da Katolikliğe geçti. Bu arada Ardanuç’a Katolik Ermeniler yerleştirildi. 19. yüzyılın ortalarında Katolikler kent nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyordu (11).

Ardanuç’un eski yerleşimin kıyısında kayalık bir alanda bulunan kilisenin kalıntıları. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu (Gürcüce), 2018, Tiflis

Uzun süre Osmanlı yönetiminde kalan Ardanuç, Osmanlıların 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda yenilmesinin ardından Rusya İmparatorluğu’na katıldı. Rus idaresinde Batum oblastı içinde, Artvin sancağına (okrug) bağlı bir kazaydı (uçastok) ve Ardanuç kasabası da bu kazanın merkeziydi. Ardanuç kazası 11 haniyeye (сельское общество: kırsal topluluk) bölünmüştü. Bu nahiyler Ança, Ardanuç, Bice, Gümüşhane (Şagora), Diagarmiçi, Karsnia, Longothevi, Samtskaro, Sahre, Tanzoti ve Unishevi nahiyeleriydi. Bu tarihte sadece 13 köy tamamen Gürcülerden oluşuyordu. Bu köyler Ança, Karsnia ve Samtskaro nahiyelerine yer alıyordu (12). Ardanuç 1910 yılında da aynı idari konuma sahipti (9:31).

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Rus ordusunun bölgeden çekilmesinin ardından Ardanuç, 1918-1921 arasında bağımsız olan Gürcistan sınırları içinde yer aldı. 1921’de Kızıl Ordu’nun Gürcistan’ı işgali sırasında Ankara Hükümeti’nin Gürcistan hükümetine 23 Şubat 1921’de verdiği nota doğrultusunda Gürcü birlikleri bölgeden çekildi. Türk birlikleri genel bir harekâtla Tao-Klarceti bölgesinin büyük kısmını (Artvin ve Ardahan) ile Batum’u işgal etti (13:II.41). Ancak Türk birlikleri Giorgi Mazniaşvili komutasındaki Gürcü ordusu tarafından Batum’dan çıkarıldı. Sovyet Rusya ile Ankara Hükümeti arasında 16 Mart 1921 tarihinde yapılan Moskova Antlaşması’yla Ardanuç’un da içinde yer aldığı Artvin ve Ardahan bölgeleri Türkiye’ye bırakıldı.

Ardanuç, Türkiye’ye bırakıldıktan bir yıl sonra Artvin livasının (vilayet) merkez kazasına bağlı bir nahiyeydi. Ardanuç kasabası iki mahalleden (İslam ve Ermeni) oluşuyordu. İslam mahallesinde 15 hanede 160 kişi, Ermeni mahallesinde 25 hanede 100 kişi yaşıyordu. 1915 yılında Ardanuç Rusya sınırları içinde olduğu için Ermeniler tehcirden kurtulmuştu. Artvin ilindeki Ermeniler daha sonra SSCB’ye göç etmiştir. Bu tarihte Ardanuç nahiyesi 51 köyden oluşuyordu ve bu köylerin nüfusunun tamamı “Türk” olarak kaydedilmiştir. Rus idaresinde 13 Gürcü köyünün demografik yapısı da tamamen değişmiş, Gürcüler göç ettirilmiş ve 1922’de bir köyün (Samtskaro) iki köye bölünmesiyle sayısı 14 çıkan bu köylere Tükler yerlelştirilmişti.

KENTİN YERLEŞİMİ
 Bugünkü Ardanuç kasabası eski yerinde değildir. Eski yerleşme (Eski Ardanuç) ile yeni yerleşme (Yeni Ardanuç) arasında biraz mesafe vardır. 20. Yüzyılda kasabanın yeri değiştirildi ve yerleşme Ardanuç Çayı’nın düz bir alan olan sağ kıyısına taşındı. Eski yerleşme ise akarsuyun sol kıyısındadır ve bugün de Adakale olarak anılmaktadır. Yüksekçe bir yerde kayalık bir düzlükte yer alan Adakale, Gürcüce Artanuci olarak adlandırdığı tarihi yerleşmedir. Bu kayalık alanın tepesinde de Ardanuç Kalesi yer alır.

Artanuci Kilisesi. Güneybatı tarafından genel görünümü. Fotoğraf: Dmitri Yermakov. 1907.

TARİHSEL YAPILAR
Ardanuç kasabası ile çevresinde (ilçe sınırları içinde), özellikle erken ortaçağda çok sayıda kilise ve kale inşa edilmişti. Bu tarihsel yapıların çoğunu Gürcü kraliyet ailesi Bagrationilerdir. Ardanuç kasabasında bir kale ile dört kilisenin varlığı bilinmektedir. 9-10. yüzyılda, eski yerleşme olan Artanuci kasabasını bir ucunda, kayalık bir tepede inşa edilmiş kilise, kubbeli ve haç planlı bir yapıydı. Bu kiliseden günümüze sadece yıkıntıları kalmıştır. Kasabada 9. yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze sadece yıkıntıları ulaşmış olan bir başka kilise, tek nefli bir yapıydı. Daha geç dönemde, 11. yüzyılda yapılmış olan üçüncü bir kilisenin varlığı bilinmektedir. Bu kilise, Ardanuç Kalesi’ni fetheden İskender Paşa tarafından yıktırılmış olmalıdır. Yerine inşa edilmiş olan caminin (İskender Paşa Camisi) duvarlarında kilisenin taşları kullanılmış ve bu taşlardan birinde bulunan Gürcüce yazıt günümüze ulaşmıştır. Eski kentin merkezindeki mahallede bulunan dördüncü kiliseden de geriye bir şey kalmamıştır (16:129-130).

Geriye yıkıntıları kalmış olan Artanuci Kilisesi. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu (Gürcüce), 2018, Tiflis.

Ardanuç’ta görkemli bir konuma sahip olan Ardanuç Kalesi büyükçe bir kaledir. Klarceti bölgesinin tarihsel merkezi olan kale, bugünkü kentin güneybatısında, kayalık bir yamacın tepesinde yer alır. Burası birkaç vadinin birleştiği yer olduğu için bölgenin yolları da buradan geçiyor ve kale bu yolları kontrol ediyordu. Yazılı kaynaklara göre Ardanuç Kalesi Gürcü kralı Vahtang Gorgasali döneminde, 5. yüzyılda inşa edilmiştir. Ancak kalenin stratejik konumuna bakarak burada daha eski çağlarda da bir kalenin olabileceği görüşü yaygındır (16:290-291).

Ardanuç kasabasının dışında, bugünkü ilçe sınırları içinde pek çok kilise ve kale bulunmaktadır. Bunların bazısı sağlam ya da yıkıntı halinde günümüze ulaşmış, bazısı ise tamamen ortadan kalmıştır. Bu kilise, manastır ve kalelerin başında Çedila’daki (Bağlıca) Baretelta Manastırı, Çedila’da bir ana kilise, üç küçük kiliseden oluşan Tskarostavi Manastırı, Longothevi’ndeki (Bulanık) kilise ve başka yapılardan oluşan Longothevi Manstırı ile Longothevi Kalesi, Anakerti’deki (Cevizli) köy kilisesi, Ança’da (İncilli) piskoposluk merkezi olan kilise, köy kiliseleri ve kaleler, Ahiza’daki (Ferhatlı) Ahiza Kalesi ve köy kiliseleri, Goraşeti’de (Kutlu) köy kiliseleri, Klarceti’deki (Bereket) köy kiliseleri ve kale, Suagara’daki (Soğanlı) köy kiliseleri, Tanzoti’deki (Aydın) köy kiliseleri ve kale, Bice’dei (Tütünlü) kale, Goleşeni’deki (Güleş) kale, Gulice’deki (Ballı) kaleler, Ustameli’deki (Ustalar) kale, Kaptahori (Peynirli) Kalesi, Heva (Geçitli) Kalesi, Hertvisi (Konaklı) Kalesi, Culo (Soğanlı) kaleleri gelir.

“Tao-Klardjet’deki Ardanuç ya da Adakale kaynaklarda izleyebildiğimiz en erken tarihli beylik ya da prenslik yerleşim yeridir. Yaklaşık iki bin metre yükseklikte, bir kayanın tepesinde kurulmuş olan kalenin kuzeybatısındaki bir düzlükte, Eski Ardanuç kasabasının bulunduğu yerde I. Aşot’un başkenti yer almış olmalıdır. Yeni Ardanuç ise Ardanuç Suyu’nun doğu kıyısında, yaklaşık üç kilometre daha kuzeydoğudadır. Büyük Aşot’un 809–819 yılları arasında bir tarihte Tiflis’ten ayrılarak Ardanuç’a geldiği, Arap akınları sırasında yıkılmış olan eski Ardanuç Kalesi’ni onartıp büyüttüğü, kalenin içine, kendi mezarının da yer alacağı, Azizler Petrus ve Paulus’a adanan bir de kilise yaptırttığı kalenin dışında da yönetiminin başkenti yapacağı yeni bir kent kurduğu bilinir.
Son yıllara kadar savunma yapısı işlevini sürdüren ve çeşitli dönemlerde onarımlar geçiren Ardanuç Kalesi arada-sırada askerlerin talim yeri olarak kullanılmıştır. Belki de bir kayanın tepesinde yer aldığı ve korunaklı bir konumda olduğu için, kule ya da burçlara gerek görülmemiş, iç kale sadece surduvarları ile çevrelenmiştir ama I. Aşot’un kurduğu kentin çevresinin surlarla kuşatılmış olduğu bilinir. Kaleye ancak kuzeydoğusundaki patikadan, önüne bir duvar örülerek korunmuş dar bir açıklıktan geçilir. Aşot’un yaptırttığı Azizler Petrus Paulus Kilisesi günümüze duvarlarının büyük bir bölümü ve örtü sistemi yıkık olarak gelebilmiştir. Kilise, eski araştırmalardan da yararlanılarak ufak boyutlu, iki apsisli olarak tanımlanır.” Gürcü Sanatının Ortaçağı (Mine Kadiroğlu-Bülent İşler), 2010, Ankara, s. 19-21.

KAYNAKÇA:
1. ^ Defter-i Caba-i Eyalet-i Çıldır 1694-1732(Gürcüce ve Osmanlıca), (Yayıma hazırlayan) Tsisana Abuladze, Tiflis 1979.
2. ^ Taner Artvinli, Artvin Yer Adları Sözlüğü, İstanbul, 2013.
3. ^ İ. Cavahişvili-N. Berdzenişvili-S. Canaşia, Gürcistan Tarihi – Eski Çağlardan XIX. Yüzyılın Başlarına Kadar, Tiflis, 1943.
4. ^ Özhan Öztürk, Karadeniz-Ansiklopedik Sözlük, İstanbul, 2005, 2 cilt.
5. ^ İbrahim Tellioğlu, “Karadeniz Kıpçakları” (PDF).
6. ^ Zaza Şaşikadze, “16. Yüzyılın İkinci Yarısında Ardanuç” (Gürcüce), 2018.
7. ^ Muvahhid Zeki, Artvin Vilayeti Hakkında Malumatı Umumiye, 2010 (Birinci Osmanlıca baskı 1927).
8. ^ Taner Artvinli, Artvin Yer Adları Sözlüğü, İstanbul, 2013.
9. ^ Roland Topçişvili- İnga Ğutidze, XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyıl Başlarındaki Rus Belgelerinde Şavşeti ve Klarceti Yer Adları (Gürcüce-Türkçe-İngilizce), Tiflis, 2019.
10. ^ Kartlis Tshovreba (Gürcüce).
11. ^ “Artanuci” (Gürcüce).
12.  ^ “Ardanuç kazası (1886 Yılı)” (Rusça).
13. ^ Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, İstanbul, 1934, 2. cilt.
14. ^ Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu (Gürcüce), (Editör) Buba Kudava, (Yazarlar) Nestan Bagauri, Zurab Batiaşvili, İrma Beridze, Buba Kudava, Nikoloz Jğenti, Goça Saitidze, Natia Hizanişvili, Tiflis, 2018.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla
%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close