Göle

GÖLE (Gürcüce: კოლა; okunuşu: “k’ola”), tarihsel Tao-Klarceti bölgesinde yer alan bir bölgenin ve sonradan Ardahan iline bağlı ilçe ile merkezinin adıdır. Gürcüce kaynaklarda Kola olarak geçen bu bölge günümüzde, büyük ihtimalle bu adın bozulmasında ortaya çıkan Göle olarak anılmaktadır.

Eskiden bir köy olan Göle kasabasının eski adı Merdenek ya da Merdenik’tir. Yerleşmenin adı sonradan Göle olarak değiştirilmiştir.

ETİMOLOJİ
Göle adının, Gürcüce Kola adının değişikliğe uğramasıyla ortaya çıkmış olduğuna dair görüşler vardır. Kola adı ise antik çağ krallığı Kolhis’in Gürcücedeki adı olan Kolha’dan gelir. Günümüzde de Göle Gürcücede Kola olarak adlandırılır. Ermenicede Göle yöresi Koğ olarak adlandırılır ve Göle adının da Koğ’dan geldiği de ileri sürülür. Kolhis’in Urartu dilindeki adı Kulha, birbirine benzer bu adlara kaynaklık etmiş olabilir.

Öte yandan 1907’de bölgeyi gezen Gürcü tarihçi Ekvtime Takaişvili Gürcüce Kola olarak bilinen bölgeyi orada yaşayan kişilerin “Göl” (Göle değil) olarak adlandırdığını yazar. Etrafı dağlarla çevirili olan ve geniş çukuru andıran ovanın baharda karların erimesiyle sularla dolup bataklığa, hatta göle dönüştüğünü, Kura Nehri’nin kaynaklandığı bu bölgeye Türkçede bundan dolayı “Göl” denmiş olabileceğini belirtir.[1]

Göle ilçesindeki bir kale kalıntısı. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu, 2018, Tiflis.

TARİHÇE
Eski adı Kola olan Göle, İÖ 4. yüzyılda İberia Krallığı sınırları içinde, Tsunda Prensliği’ne bağlıydı. İÖ 2-1. yüzyıllarda Ermenistan Krallığı sınırları içinde kaldı. Bölge daha sonra Ermeniler ile Gürcüler arasında birkaç kez el değiştirdi. Kolalı Çocukların Şehadeti (9. yüzyıl) adını taşıyan Gürcüce bir hagiografiye göre 6. yüzyılda dokuz Kolalı (Göleli) çocuk Kura Nehri’nin sonradan “Ayazma” da denilen kaynağında vaftiz olup Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bundan dolayı annesi ve babası tarafından öldürülmüştür.[2] Göle Gürcü yönetimi altındayken Emeviler tarafından istila edildi. 9. yüzyılda İberia kralı I. Aşot (813–826/830) Arapları bölgeden çıkardı ve Göle Gürcistan Krallığı’na katıldı. 11. yüzyılda Göle ve yöresi Büyük Selçukluların eline geçti. 13. yüzyılın ortalarından itibaren Göle Gürcü atabegleri devleti Samtshe-Saatabago’nun yönetimi altındaydı. 16. yüzyılın sonlarında Gürcü atabegler Osmanlılara karşısında tutunamadı ve Göle Osmanlı Devleti tarafından ele geçirildi. Aynı yüzyılda kurulan Çıldır Eyaleti sınırları içinde yer aldı. Bugünkü Göle ilçesi toprakları Osmanlı kayıtlarından Ardahan-i Küçük, bugünkü Ardahan ise Ardahan-i Büzürg (Büyük Ardahan) olarak geçer ve Ardahan-i Küçük (Küçük Ardahan) Çıldır Eyaleti’nin livalarından biridir.[3]

Göle ilçesinin Cicori (Budaklı) köyündeki kilise kalıntısı. Fotoğraf: Buba Kudava,  Tao-Klarceti – Tarihsel ve Kültürel Anıtlar Kataloğu, 2018, Tiflis.

Uzun süre Osmanlı yönetimi altında kalan Göle, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı. Rus yönetimi sırada Göle, Ardahan sancağına (okrug) bağlı bir kazaydı (uçastok) ve bu kazanın idari merkezi Okami köyüydü.[4] 1907 yılında bölgeyi gezen Gürcü tarihçi Ekvtime Takaişvili’nin verdiği bilgiye göre o tarihte Göle’nin nüfusu Müslüman Gürcüler (Meshiler), Kürtler, Rumlar ve Ermenilerden oluşuyordu. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, Osmanlı ülkesine göç eden Müslüman Gürcülerin yerlerine Ruslar tarafından Rumlar ve Ermeniler yerleştirilmiştir. Resmi verilere göre Göle’nin de içinde yer aldığı Ardahan ilinden (okrug) 1.407 hane veya 22.843 kişi Osmanlı ülkesine göç etmiştir.[5]

Göle’nin nüfusu, bizim araştırma gezimiz sırasında, hayli renkli bir hâl almıştı. Nüfusun bir kısmını Müslüman Gürcüler (Meshiler), bir kısmını Kürtler, Rumlar ve Ermeniler teşkil ediyordu. Rumlar ve Ermeniler 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Osmanlı ülkesinden göç etmişler ve Müslüman Gürcülerin Osmanlı ülkesine göç ederken terk ettiği yerlere yerleştirilmişlerdi. Resmi verilere göre Ardahan sancağından (okrug) Osmanlı ülkesine 1.407 hane, başka bir deyişle 22.843 kişi Osmanlı ülkesine göç etmiştir. Bu sayıya Posof kazasından (uçastok) göç etmiş olan 1.063 haneyi, yani 10.180 kişiyi de eklemek gerekir. 
Kaynak: Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 10.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Rus ordusunun bölgeden çekilmesinden sonra Göle bağımsız Gürcistan sınırları içinde yer aldı. Kızıl Ordu’nun Gürcistan’ı işgali sırasında fiilen yeniden Türkiye’ye katıldı.[6] 16 Mart 1921’de, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında imzalanan Moskova Antlaşması’yla Göle’nin de içinde yer aldığı Ardahan ve Artvin bölgeleri Türkiye’ye bırakıldı.

Göle’de çok sayıda eski anıt olduğu anlaşılmaktadır. Kilise, kule ve kale kalıntısının ya da yıkıntısının bulunmadığı köy ya da terk edilmiş köy yoktur. Ne var ki bunların çoğu yok edilmiştir.  Bize kadar ulaşmış olan anıtlar, “Müslüman Gürcistan”ın diğer bölgelerine kıyasla daha azdır. Kiliseler genel olarak, tek nefli, küçük dikdörtgen kesme taşlardan inşa edilmiş sıradan yapılardır.  Az sayıda kubbeli kilise vardır. Rumlar ve Ermeniler eski Gürcü kiliselerinin bir kısmını kendi kiliselerine çevirmiş, bir kısmını yıkıp yerine yeni kiliseler inşa etmişlerdir. Müslümanlar ise kiliseleri yıkmış ve taşlarını cami ve evlerin inşasında kullanmışlardır.
(Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 10.)

Kaynakça:
1. ^ Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 8.
2. ^ Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 9.
3. ^ Defter-i Caba-i Eyalet-i Çıldır 1694-1732 (Gürcüce ve Osmanlıca), (Yayıma hazırlayan) Tsisana Abuladze, Tiflis 1979, s. 80 ve diğer sayfalar.
4. ^ Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 8.
5. ^ Ekvtime Takaişvili, 1907 Yılı Kola-Oltisi ve Çangli’de Arkeolojik Araştırmalar Gezisi (Gürcüce), 1938, Paris, s. 10.
6. ^ Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, İstanbul, 1934, 2. cilt, s. 41.

Not: Bu yazı ႧႤႧႰႨ ႾႠႰႨ tarafından Vikipedi için kaleme alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla
%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close